bir insan / bir şirket

Bir süre önce insan için altı sigma başlığında biraz mizahi bir yazı yazmıştım.  Yine o insan/şirket benzetimine yönelik bir bölüm düştü kavrayış leğenime.

Toplumumuzun son 150 yıldır içinde bulunduğu kopukluğu Samuel Huntington ‘yırtık toplum’ olarak niteliyor.  Hoşlanırız veya hoşlanmayız ama durum bu. Malesef bu yırtıklık genelde başladı ve özele sirayet etti. Bir elbiseyi dikişlerinden yırtarsanız en kolay şekilde parçalarsınız aksi halde elbiseyi oluşturan fiberlere dik kuvvet uygularsanız baya bir uğraşırsınız. Toplumumuzun dikişleri ailelerimizdi. Osmanlının çöküş sürecinde özelimize, ailelerimize giriş izinleri yoktu, çünkü medya bu kadar gelişmemişti. Onlar da zor olanı ancak azimle tercih ettiler ve bu nedenle koca medeniyetin çöküşü 200 yıl sürdü. 20. yy’ın ikinci yarısından itibaren genelde zaten yırtık olan bu toplum kumaşımızı, medya ile ailelerimizden başlayarak sökmeyi deniyorlar. Her gördüğümde tüylerimi diken diken eden ve sinir katsayımı arşa çıkaran Fox TV bunun en büyük örneği, ona lafzen kapalı bir şekilde daha önce Avatar’ın navileri yazısında temas etmiştik.

Ah efendim yine uzun olacak ama ne çare. Meramımı adamakıllı anlatmaya ne üslubum ne dağarcığım  yetiyor. Ondandır 1 sayfalık bir yazı 5 sayfayı buluyor ve belki de isabet ettiremiyor, ıskalamakla yetiniyorum. Yine de affınıza mağruren diyorum.

Yukarıda sözünü ettiğimiz yırtık toplumu dikmek bugün bizim elimizde. Bu dikiş yırtılış sürecindeki gibi gerisin geriye olacak.  Vahyin amacı akleden kalplere sahip bir şahsiyet üretmek. Bu şahsiyet toplumda bireylerin sahip olduğu ortak değerlerin insanlaşmış şekli. Bu şahsiyet temelinde vahyin inşa ettiği islam toplumunun birimi ‘aile’dir. ‘Aile’ en küçük birimdir. Aileyi oluşturan bireyler tıpkı atomun çekirdeğindeki parçacıklar gibi kuvvetle birbirlerine bağlanırlar. Standart modele göre evreni oluşturan dört temel kuvvet bulunur.  Ama özde her kuvvet tek bir yasanın farklı ifadeleridir. Çekim/cazibe yasası. Tıpkı bunun gibi aile’yi de bir arada tutan tek bir kuvvet vardır.  O da insanlıkla yaşıt olan, insanlığın değişmez değerlerinin diğer adı olan islam’dır. Yani Vahiy.

‘Siz Ey Eman Edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz. …(tahrim66/6) ‘ ışığında biz iman edenlerin en yakınları şüphesiz ailemiz ve can dostlarımız. Peki nasıl koruyacağız en yakınlarımızı tarifsiz ateşten ? Onların korunma, barınma ve gıda gibi bedensel ihtiyaçlarını önemsediğimiz kadar ruhi ihtiyaçlarını da önemseyerek.

Bir İnsan / Bir Şirket

Eğer var oluşumuzda bir eksiği kapatma arayışı,  yanlışı düzeltme gayreti varsa, bu düşüncelerimizin bir şey’e dönüşmesi gereklidir, bu şey’in adı da kişiye göre şunlardan birisi olarak konulabilir: ülkü-örgü-hedef-ufuk-misyon-amaç-gaye-lale-elma-..soğan, sarımsak her neyse :).  Ailelerimizde yeni doğan çocuklarımıza bir şirket muamelesi yaparsak şunu söyleyebiliriz (tüm yönleriyle değil elbette, işimize geldiği şekliyle) ;

Ana-baba tarafından bir zihni altyapıya yönelik temellendirilmemiş çocuklar (yani sırf neslin devamı için dünyaya gelen çocuklar), misyon ve vizyonu olmadan alelacele kurulmuş şirketler gibi batmaya mecbur doğarlar. Burada kesinlikle bir çocuğun belli bir fikir yapısına sahip olarak, dogmalar çerçevesinde yetiştirilmesini kasetmiyorum. Çünkü bu da aynı sonucu doğurur. Örneklerle daha iyi anlaşılacaktır.

Bir şirketin birimleri vardır ve her birim kendi içerisinde başarı hedefler. Birimlerin başarıları şirketin genel tablosunu ortaya çıkarır. İnsan denen meçhul’de aynı şekilde birçok birim’de (farklı disiplinlerde) başarılı olabilecek yeteneklerle donatılmıştır ve bu farklı birimlerin özgürce açığa çıkarılmasına ihtiyaç duyar.

Bir şirketin sahip olması gereken bazı

temel nitelikler:

– Deneyim(üretimde)
– Hedef
– Evrensel
– Özgün
– Yenilikçi
– Sorumlu
– Öncü

insandaki karşılıkları;

Deneyim: Tarih ve geçmiş bilgisi. Sahip olduğu kimliğin geçmişine dair tarihsel süreç. ‘ Türk evladı ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır(M.K. Atatürk)’ sözü izaha gerek bırakmıyor.

Hedef: Varılacak nokta, hesap bilinci. Yaşanılan her anın bir sonunun ve hesabının varlığının bilinmesi. Bireyin yaşamı boyunca ‘ Ey İnsanlar, (halböyleyken) nereye gidiyorsunuz ?(tekvir,26) ‘ sorusuna kendince yanıt bulmasını ve bu bulduğu yanıtla kendisine çekidüzen vermesini sağlar.

Evrensel: Vahyin evrenselliği. İyinin ve güzelin ‘tüm insanlar’ için istenmesi. Hayata vahyin penceresinden bakabilme, dualarında ‘insanların rabbine ve melikine’ halini arz edebilme. (Nas114,1-3)

Özgün: Kişinin kendine has bir ‘cins’ olabilmesi. (fakirce kompozit birey).

Yenilikçi: Özgünlüğün, cinsliğin doğal getirisi. Çözümleyici, yapıcı, vahyin inşa ettiği ‘ıslah edici’ birey.

Sorumlu: Çevresinde mana ve maddeye yön veren, hitap eden bir birey.

Öncü/Lider: İnisiyatif alan, öncecilik gösteren, sünnet takip eden ve çevresi için yeni sünnetler oluşturan.  ( yani çığır açan). ‘Kim hayırlı bir çığır/yol/sünnet açarsa onun sevabı ona yazılır, kendisinden sonra o yoldan gelenlerin de sevabı birşey eksilmeksizin ona yazılır’ mealindeki hadise dayanarak.  (bire bir çeviri bu olmasa da mealen)

Şirket kültürü, bir şirketin geleceğinde çalışanlarının kendisine dayandığı, yapıyı ayakta tutan şeydir. İşte bir bireyin hayatında da bunu üç aşamada ele alabiliriz:

Doğum Sonrası: Anne sütü.

Ergenlik Öncesi: Aile terbiyesi, özellikle anne’nin rolü (koskoca bir ömrün psikolojik/ruhi altyapısı).

Ergenlik Sonrası: İman. Kuran, yani El Muhasibi’nin deyimiyle kuran= akıl.

Şirketin Altyapı Yatırımları; bir çocuğun gelişim aşamasında hafıza, hayalcilik, farklılık, üretkenlik gibi çeşitli yeteneklerinin tahrik edilmesi, açığa çıkarılması.

Şirketin İK faaliyetleri, bir çocuğun iç enerjisini atmasına ve bu enerjiyi spor,sanat, muzik gibi araçlarla bir ‘değer’e dönüştürmesine benzer.

Şirketin Tüzüğü/Kural kitabı ise birey için İlahi Vahiy’dir. Zira, ” Yaratan bilmez mi hiç? (mülk67,14)”

Şirketin Yönetim Kurulu üyeleri de şunlardan oluşur;

Tezekkür :geçmişe yönelik düşünce,hafızaya dayanır)
Tedebbür :geleceğe yönelik düşünce, hadiselerin ve eşyanın arkasına geçmek-dübür-demektir)
Taakkul :geçmiş ve gelecek arasında bağ kurmak demektir)
Tefakkuh :geçmiş,gelecek ve bunlar arasındaki bağlantıdan yola çıkarak bugüne ilişkin sonuçlar çıkarmaktır, yani fıkıh)
Tefekkür :bütün bu süreçlerin hepsini kapsayan düşünme melekesi. Kur’anı üzerinde dura dura, sindire sindire, yedire yedire okumaktır. (kaynak)

Bu şirketin Yönetim Kurulu Başkanı; bireyin akleden kalbi.

Şu nefsi nereye koyacağım diye düşünüyordum, onu da faizin yerine koyalım.  ALLAH nefislerinde olanı değiştiren bir toplum haline gelmemiz için, ellerimizi bırakmasın.

Son söz;

‘O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise güzel ameldir (fatır,35/10)’.

vesselam…

Etiketler: , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.