floransa 3

Evet, floransanın ücüncü günü sabahında düyamıza yeni bir seyin kazandırıldıgına sahit oldum. Floransanın sivrisinek koruyucuları sineklerin sizi vızırdamadan ısırmasını saglıyor. Tek kelimeyle muazzam basarılı. Ruhunuz duymuyor. Bir de bakmıssınız sabah olmus ve vücudunuz delik desik.Bu akıl almaz kesif suan floransada satısa cıkmıs ve cok da basarılı. Her neyse, floransadaki sivrisinekler benim odada bulunan prize takılan sineksavara karsı bagısık olsalar gerek, sabaha kadar alem yaptılar.

Neyse bu sabah, yarın sabahki ucaga kadar uyuyamayacak olmamın verdigi motivasyonla saat 9’a kadar zorda olsa uyudum. Ardından italyan kahvaltımı yeniledim ve saat 11de tüm valizlerimi hazırlayarak persefone palace’i terkettim. Tabi , valizlerimi tren saatine yakın bir saatte almak üzere, buraya bıraktim ve hotel görevlisiyle saat dörtte görüşmek üzere sozleserek, otelden ayrıldım.
Yine en bilmedigim yola dogru gittim. Bir ara yine koca duomo’yu gördüm ve yolumu degistirdim. İyi ki de degistirmisim, yolum trespione dedikleri floransanın tepelerine dogru cikti. Vaktimin olması nedeniyle yaklasık 2 saat buraya kadar yürüdüm. Duomo’ya ve floransanın merkezine bir hayli uzaklardan, muhtesem villaların bulundugu bir noktadan bakabilme fırsatını yakaladim. Buralar floransanın tüm kimligini korudugu, dogayla mimarinin icice oldugu yerler.

Bambaskaydı. Acayip acayip villalar, bahceler, herseyden uzaktan floransayı izliyorlar sanki. Burası bolognaya giden yolmus ve 150 km sonra buradan bolognaya varılıyormus.Bu noktayagelirken ,yol üzerinde bir bakkal buldum, su alma bahanesiyle iceri girdim ve biraz serinledim. Suan floransada günes cok ciddi yakıyor. Buradaki ablaya uzun süre yürmeye devam ettigimde, geri donebilecek bir otobüs bulup bulamayacagimi sordum. İngilizcesi pek olmayan ablamın cevabı aynen soyle: If…… I am you…okay, You.. I get 25A (otobüs numarası). Ablacim senden Allah razı olsun, Allah hidayet versin diyerekten oradan tesekkür ederek ayrıldım ve yürümeye koyuldum. Neyse, trespione ye vardıktan sonra artık durdum. Otobüs duragına yanastim ve beklemeye koydulum. Otobüs takvimine baktigimda sabada’nın Cumartesi oldugunu ispanyolcadan bildigim icin festivo’yu Pazar olarak kestirdim ama pek de emin degildim. Bu muallak durum bir teyzenin otobüs duragına yaklasmasına kadar sürdü. Ardından o otobüs geldi ve pata küte benim 2 saatte cıktıgım yokusları 10 dakikada inerek piazza di san marco’ya geldi.


San marco’ya inince , yeni hedefim palazzo del pitti idi. Floransanın dolmabahcesi olan bu yer, sahip oldugu onlarca odadaki, olagan dısı mimari, olagan disi resimler ve olagan disi figürlerle adeta büyüleyici. Burada bütün lüks yapıtlar, cok büyük bir krallıgın altın cagını yansıtıyor. Floransaya gelindiginde mutlaka görülmesi gereken bir yer. Kesinlikle anlatılması güc ve kelimelerin ifade etmekte güclük cekecegi seyler var. Tabi , buradaki mimariyi ve sanati takdir edebilmek ve anlayabilmek icin bir miktar italya tarihi bilmek lazim. İngilizce yazılar yeterli degil ve cogunlukla ingilizce acıklama bulamayabiliyorsunuz. Benim sürekli zihnimde yankılanan düsünce, ‘adamlar yapmıs abi’ idi.


Bunun dısında bir müzeye daha girdim ama orada ne var ne yok pek hatırlamıyorum. Suan global yardımcımız ve destekcimiz, mcdonalds ta oturdum ve floransa-venedik yolculugu icin son yarim saat sayıyorum. İnsallah venedikte italya-ispanya macını izleyebilecek güvenli bir yerbulabilirim ve takiben marco polo havalimanına gecebilirim. Bu arada benim sabah ki türkiye biletimin akibeti de hala mechul, yarın ögrenecegiz insallah 🙂 .

Etiketler: , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.