Hoca’ya dair…

Bu ulkenin bu topraklarin kanimca sahitlik ettigi en onurlu,  en erdemli ve en ‘musluman’ basbakan , tam da kendine yakisir sekilde, tam da kendisini yakindan takip edenlerin kendisinden en cok bekledigi sekilde, ismi kimimizin hafizalarinda ve gonlunde, Turk siyasetinin görüp gecirdigi en onurlu ve ahlakli siyasetci olarak, belki sadece Imam-i Azam Ebu Hanife gibi hayati ugruna adaleti ve ummetin birligini dusunen alimlerden beklenecek sekilde, bu ulkenin bugunu ve yarini icin zerre nefsi tatmin dusunmeyerek, ve en cok da istifasina neden olan Cumhurbaskanligi Sarayindan sokaktaki siradan bir vatandas a kadar her kesimden insani utandiracak olcude vakar ve tevazu gostererek emaneti teslim ediyor.

Hoca’nin dun yaptigi aciklama, 2002 yilinda siyaset limanina yanastiginda ‘Siyasetin Tek Limani Ahlaktir’ vecizesini siar edindigini soyleyen ve yillarca bu cizgisinden taviz vermeyen Cumhurbaskanina da, etrafinda pervane suursuz donen ve ilmik ilmik benlik, nefis, makam mevki ve benzeri dunuevi ihtiraslariyla kavrulan danismanlarina da, usul ve edebi bir kenara birakip gelecegin sayfalarinda kendine kucuk bir koltuk veya benzeri etkiye sahip ne varsa edinmeye muptela olmus medya papaganlarina da, bugune kadar Hoca yi Erdoganin kuklasi olarak goren gozlem yoksunlarina da ve son olarak benim gibi eylemlerinin ve kararlarinin sadece sonuclarina bakarak yargilayan ve elestiren fikir fukaralarina da verilebilecek en latif, en nezih ders niteligindeydi.

Hoca, bu ulkede siyasetin citasini maalesef kendisinden sonra gelenlerin hicbir sekilde yurutemeyecegi bir seviyeye cikartti.  Hem bir siyasetci sorumlulugu acisindan, hem de istisare-hesap verilebilirlik gibi toplumun tum kesimlerinde saygi uyandiracak aliskanliklari nedeniyle. Malesef diyorum cunki devlet erkaninin secici-gecirgen cevresinin hepimize sundugu kalite ve gelecek tasavvuru ortada.

20 aylik basbakanlik gecmisi; Erdogan’in karizmasi ( islevselligi sorgulanabilecek kadar yuksek) nedeniyle cok fazla gundemde yer almasa da, gorev suresince farkli donemlerdeki alisilmisin disindaki davranislariyla 5 Mayis da sundugu kombine derslerin ozetlerini sunmustu.

Enver Aysever, Soner Yalcin gibi halen Deniz Gezmis turkiyesinin romantizmiyle kavrulan ve ozlemden bitap dusmus kalemlerin asla kabul edemeyecegi uzere, Erdoganin turk siyasetinde 100 yilda bir bulunabilecek bir liderlige sahip oldugu tartisilmaz bir hakikat. Tipki Hoca nin belki 500 yilda bir gorulebilecek bir islami siyaset birikimi, tevazu ve en onemlisi kapsayiciliktan olusan degerler butunune sahip oldugu gibi. Peki bu guzelleme de nereden cikti derseniz, hakikatin bilinmesi, gun yuzu gormesi ve yayilmasi icin soylenmesi ve ustune tekrari gerekir. Bugunun medyasinin gucu de budur.

Beni bu satirlari yazmaya iten, bunca guzel hasletine sahit oldugum bir vatandasin (devlet adami demeye dilim varmaz, lakin hic bir zaman devletin adami olmadigini hep birlikte musahede ettik) ortalik toz pembeyken yaninda gorunen onca sozumona ‘kalem silahsorunun’ , bugun nasil hic bir sey olmamis gibi davraniyor olmasiydi. Hoca hoca diye etrafinda pervane olduklari kisi, kendi deyimiyle ‘dunyevi makami elinin tersiyle iterken’, bircok yenisafak yazarinin itilen makam masasinin altinda  nasil sikisip kaldigiydi. Bir sonraki perdeye hevesle, baskanlik icin kaybedilecek zamanin olmamasiydi. Dava arkadasinizin boylece mahzun vedasindan sonra yazilacak seymiydi. Gazetecilik ayibinin otesinde, kendisinden ve efradindan da mi utanmadiniz. En cok uzuldugum sey, bu idealsiz-fikirsiz yeni seyler soylemekten uzak; gazeteci zevzeklerin, saksakci tayfanin, tam da karsi cenahda saf tutmus cumhuriyetci gecinen meslekdaslarini hakli cikarmalari, tek yaptiklarinin kendini AK parti karsiti siniflandiran herkesin eline her gecen gun malzeme vermekten ibaret olmasi. Kaldi ki bu tiplerin, yakin geleceklerinde aylik maaslarini arttirmak veya garanti altina almaktan baska bir gayesi olamayacagini yazilarindaki entellektuel derinlik(?)lerinden anlayabiliyoruz.

En cok uzuldugum sey, senelerce omuz omuza siyaset yaptigi, kendisini lider bilen milyonlar hurmetine, bu ulkeye iyiye ve guzele dair bircok yenilik, donusum ve yatirimin onunu acan Cumhurbaskanina saygida tek bir kusur etmedigi halde, bircok konuda hemfikir olmasa-olamasa da usül ve uslüb geregi Cumhurbaskaninin makamina zeval getirecek tek kelime sarfetmedigi halde, Cumhurbaskaninin kendisi hakkinda ‘kendi kararidir’ demekle yetinmesiydi.

Senelerdir ayyuka cikmis “Erdogan toplumu kutuplastirdi” soylemini “Kutuplastirmayi gorunur hale getirdi” seklinde almanin daha uygun oldugunu dusunuyordum. Nitekim bu kutuplasmanin tarafinin neredeyse sag – sol cenahindan yakin zamana kadar cok da oteye gitmedigi asikardi. Ancak, son 1 yilda yasananlari Erdogan in yonetme veya yonetememe bicimi,  bu soyleme Akparti tabani nezdinde tam gecerlilik kazandirdi. Belki ciddi bir oran olmayabilir bu, ancak akli ve vicdaniyla, bir miktar adalet ve demokrasi hassasiyeti gosteren onemli bir kesim’in, yukarida ozelliklerini hassaten zikrettigim Erdogancilara tepki olsun icin bu kutuplasmadan nasibini aldigi cok acik. Burada su soru da bu tespit ile beraber geliyor, Erdogan ve cevresi, dillerinden dusurmeyerek Turkiyeye onemli bir ufuk actiklari ‘demokrasi’ kavramini ne kadar benimsediler ve uyguladilar ? Dun yasadiklarimiz gosterdi ki, bu soruya cevap vermek icin en kotu gunu secmisiz. Kimsenin memnun olmadigi cift baslilik da, yurumuyordu denilen “guclu basbakanlik” da bizatihi bu demokrasi sinavinin adiydi. Ve basta Cumhurbaskani, sonrasinda basin efradi ve yakin cevresi, bu sinavin maglubu oldular. AKParti demokrasi ve cift baslilik imtihanini acik ara farkla kaybetti. Ve oyle gozukuyor ki, yakin vadede de kaybedilenler kolay kolay geri kazanilamayacak.

Suan geldigimiz nokta,  uzun bir suredir yasanan kirilim’in Davutoglu eliyle gorulur olmasindan baska birsey degil esasinda. Ancak bu kirilim, AKParti nin Davutoglunun istifasina tepki goster(e)meyen veya olup biteni anlamak istemeyen secmeninde onemli bir sosyolojik bozukluk olarak da okunabilir. O da Erdogan’i , aksi dusunulemeyecek tek care olarak gormeleri olsa gerek. Nasil ki Allah’a iman etmek, Nuh a.s. gibi  “karada gemi yapmayi” gerektiriyorsa, Erdogan hata yaptiginda, adaletten saptiginda veya beklenmeyeni yaptiginda da “Dur bi dakika” demeyi de hayli hayli gerektirirdi. Siyasi gelenegimizde , Peygamberimizin dahi kararlari sorgulanabilir, peygamber dahi ummet onunde hesap verebilir imaji sergilerken, bu neyin hevesidir-nasil bir hikayedir anlayabilmek cok cok guc gozukuyor.

Davutoglunun 5 mayis konusmasi uzerinde uzun uzadiya konusulacak, uzunca cikarimsamalar yapilabilecek ahlaki ve siyasi muhteviyata sahip. Umarim herbirimiz, ozellikle de.siyasete yakin olanlarimiz, heybemizi alabildigine doldurur ve bu erdemli davranislari icsellestirebiliriz.

Esasinda Mahcupyan’in dedigi gibi, mesele; adam olmadan ‘modern olmak’da. Adam olabilseydik, bastan sona; modern de olabilir, tum bunlarin yerine; uretkenlige yonelik, yeteneklerimize yonelik icerikler paylasiyor olabilirdik. Ne yapalim. 6 Mayis 2016 da da nasibimizde bu varmis.

Simdi sadece AKParti secmeni degil, tum Turkiye uzulmeli kacirdigimiz Demokrasi firsatina.

Tagged with: , ,
Posted in Nuyo'ca

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>